Atatürk Stratejimiz Okulumuzun Tarihçesi İletişim İlçemiz
Anasayfa
İdari Personelimiz
Personelimiz
Rehberlik Servisi
Okul Aile Birliği
Başarılarımız
Ders Planları
Sınıflarımız
Öğretmenlerimizden
Ayın Öğrencisini Seçin
Tüm Haberleri Göster
Tüm Etkinlikleri Göster
Fotoğraf Galerisi
Fethiye Kaymakamlığı
Fethiye Belediyesi
Fethiye Milli Eğitim Müdürlüğü
Fethiye Tanıtım
Fethiye Net
GENÇBİLİM.COM
DERSİMİZ.COM
MEMOCAL.COM
EĞİTİM.COM
BİLİM ÇOCUK
Gezilecek Yerler Tarihi Yerler Efsaneler Yöresel Yemekler
El Sanatları Festivaller Alternatif Turizm Ulaşım
Tarihi Yerler

Antik çağlardaki adı Telmessos olan Fethiye, Anadolu Uygarlıklarının en eskilerinden birisi olan Likya’nın, batıda Karya sınırındaki en önemli kentidir. Kuruluşuna ilişkin kesin bilgi olmamasına rağmen elde edilen yazılı belgelerde kentin geçmişinin MÖ 5.YY a kadar uzandığı belirtilmektedir. Telmessos kentinin adını Tanrı Apollon ve küçük bir köpek kılığına girerek kendisine aşık ettiği Finike Kralı Agenor’un kızından olan oğullarının adından geldiği yolunda bir Likya efsanesi vardır. Adını Tanrı Apollon’un oğlundan aldığı söylenen kent MÖ 547 yılında Pers Kralı Harpagos’un tüm Likya ve Karya kentleriyle birlikte Telmessos’u da ele geçirmesiyle Perslerin I. Satraplığını oluşturur.

MÖ 5.YY ’ın ortalarında kurulan Attik-Delos Birliğine katılan Telmessos bir müddet sonra bağımsız bir kent olarak birlikten ayrılmasına rağmen MÖ 4.YY a kadar birlikle ilişkilerini sürdürmeye devam eder.MÖ 344 –343 kışında Asya seferine çıkan Büyük İskender tarafından ele geçirilen kent, bir rivayete göre kendi isteği ile İskender’e teslim olmuştur.

Başka bir rivayete göre ise donanması ile Telmessos Limanına giren B. İskender’in kumandanı Nearkos kent yöneticisi Antipatrides’ten müzisyen ve esirlerin kente girmesi için izin ister. İstekleri kabul edilince flüt kutularının içine gizledikleri silahlarıyla şehre giren savaşçılar akropolü ele geçirirler.

MÖ 240 yılında 3. Ptolemy tarafından Lysimachos’un oğluna verilen kent, MÖ 189 da Magnesia savaşından sonraki antlaşmada Romalılar tarafından Bergama Kralı Eumenes’e verilmiştir.

Bergama Krallığının çöküşünden sonra MÖ 133 yılında Likya Federasyonuna bağlanan Telmesso, federasyonun en önemli altı kentinden biri durumuna gelmişti. 8. YY da kentin adı Bizans imparatoru II. Anastasios’un onuruna Anastasiopolis olarak değiştirildi. 1284 yılında Menteşeoğullarının eline geçen kent, 1424 yılında Osmanlı topraklarına katılmasıyla uzak şehir anlamına gelen MEĞRİ adını aldı.1934 yılında Şehit Pilot Fethi Bey’in anısına şehre “FETHİYE” adı verilmiştir.

Kentin antik çağlardan beri süregelen bir başka özelliği kahinleri ile ünlü oluşudur. Mitolojide Tanrı Apollon’a adanmış bu bilicilik merkezinde yaşamış olan kahinlerin, tarihin akışında büyük etkilerinin olduğu bilinmektedir.

 
 
Cadianda

Likçe adı Cadavanti olan Cadianda, Fethiye’ye 20 km uzaklıktaki Yeşil Üzümlü bucağı yakınında yer almaktadır. Tarihi MÖ 5.YY a kadar uzanan kentin Roma İmparatorluğu döneminde çok canlı ve zengin bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Denizden 600 mt yükseklikte, çevresi muntazam olmayan taşlarla örülmüş bir surla çevrili kentin kuzey girişinde 4 adet Likya tipi mezar bulunmaktadır. MÖ 4.YY da yapıldığı sanılan mezarların 3 tanesi ev tipi olup bugün yıkık durumdadır. Tek bir kayadan oyulmuş 4. mezarın güney yüzünde divana uzanmış bir adam, kuzey yüzünde ise elindeki mızrak ve kalkanla hasmına saldıran bir atlı figürü yer almaktadır. Akropol’ün kuzey girişinde ilk karşılaşılan yapılar Dorik tarzı bir tapınağa ait olduğu sanılan kalıntılar ve Roma Dönemine ait İmparator Vespasianus tarafından yaptırılan yontma taş bir hamam kalıntısıdır.

Kentin kurulmuş olduğu tepenin yamacına oturtulmuş küçük tiyatronun batı bölümündeki oturma yerlerinin büyük bir bölümünün sağlam olmasına rağmen, sahne kısmı tamamen yıkılmıştır. Kentin merkezinde, batıdan doğuya doğru uzanan yaklaşık 9 metre eninde 900 metre uzunluğundaki geniş alanda yer alan kalıntıların şehir stadyumuna ait olduğu sanılmaktadır. Zira kazılarda ele geçen birçok yazıtta, Cadianda’da düzenlenen atletizm şenliklerinden bahsedilmektedir. Stadyum çevresinde bulunan, başarılı atletlere ait oldukları sanılan heykel altlıkları da bu fikri doğrulamaktadır.


Cadianda’ya ulaşım seyahat acentalarının düzenledikleri turlarla ve özel ve kiralık araçlarla mümkündür.

 
 
Tlos

Likya Bölgesinin en eski yerleşim alanlarından birisi olan Tlos’un adı Likya yazıtlarında TLAWA olarak geçmekte idi. Kentin adına, MÖ 14.YY Hitit belgelerinde ‘Lukka Topraklarındaki Dlawa’ olarak söz edilmektedir. Akropol, kuzey doğusunu dik uçurumların oluşturduğu bir tepenin üzerine kurulmuştur. Tepenin doruğunda daha eski kalıntıların tamamını gözlerden gizleyen,Osmanlı dönemine ait bir kalenin, 14.YY da bölgeye hakim olduğu sanılan Kanlı Ali Ağa tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Kalenin altında, doğu yamacında Likya devri duvar kalıntıları, güneyde ise daha sonraki, Roma döneminin duvarcılık örneklerinden birini oluşturan bir sur bulunmaktadır. Aynı tepenin üzerinde gruplar halinde Likya tipi kaya mezarları göze çarpmaktadır. Taş bloklar halinde aşağıya doğru sıralanan oturma yerleri ile stadyum, surların hemen güneyinde yer alır. Harabelerin en güneyinde biraz doğu tarafına doğru hamam kalıntıları, hemen yanında da Paleasta ev gymnasium kalıntıları bulunmaktadır. Doğudaki geniş meydanda yerleşmiş olan Tlos’un agorası 9 metre genişliğinde, batı yüzündeki duvarında yarım düzineye yakın kapıların bulunduğu uzun bir yapıdır. Yine aynı meydanın doğusunda çok iyi korunmuş durumdaki Tiyatro ve tiyatronun kuzey duvarının altında, yazıtının ancak bir bölümü görülebilen “IZRARA ANITI” görülebilmektedir.


Akropol tepesinin ön cephesinde oyulmuş sayısız mezarlardan en önemlisi, hiç kuşkusuz kanatlı atı Pegasu’un üzerinde üç başlı canavar Chimera ile savaşırken resmedilmiş ‘Bellerophontes’ mezarıdır. Giriş ve alınlığı arasında iki dörtgen sütunun yer aldığı bu tapınak mezarın ana mezar odasının duvarı üç bölümlüdür.Ortada süslerle bezenmiş bir kapı motifi ve her iki yanda da mezar odasına girilen asıl kapılar bulunmaktadır.

Yan taraftaki bu kapılar eşik görevi yapan ve ön yüzlerinde at motifleriyle bezeli birer kabartma bulunan bloklarla, yerden 90 cm yükseltilmiştir. Girişteki sol duvarın üstünde ise Bellerophontes uçan at Pegasu üzerinde Chimera ile savaşırken resmedilmiştir.

Tlos’a ulaşım seyahat acentalarının düzenlediği günübirlik turlar, jeep safari turları ile özel ve kiralık araçlarla yapılabilmektedir.

 
 
Letoon

Adından da anlaşılacağı gibi Apollon ve Artemis’in annesi, Likya'nın ulusal ana tanrıçası Leto adına kurulmuş bir kenttir. Fethiye’ye 60 km uzaklıkta bulunan Kumluova Köyündeki Letoon’da antik çağda Likya birliğinin ulusal dini festivalleri düzenlenirdi.

Antik kentin en önemli buluntularından biri olan Hadrian dönemine ait çeşme ve havuz kalıntıları bugün sular altındadır. Geniş bir alana yayılmış olan diğer kalıntıların merkezinde, yan yana yapılmış üç tapınaktan, avlusunu 11 sütunun çevrelediği, MÖ 2.YY’ın son yarısından kalma Dorik tarzlı tapınağın, çevresinde yapılan kazılardan elde edilen Likçe bir kitabeden Tanrıça Artemis’e ait olduğu anlaşılmaktadır.

En batıdaki Tanrıça Leto’ya ait İon tarzı tapınakla Tanrıça Artemis’ tapınağının arasında Tanrı Apollon’a ait olduğu sanılan üçüncü tapınak yer almaktadır. Yörenin kuzeyinde, tapınakların karşısında yer alan Hellenistik devir tiyatrosu, dağı oymak suretiyle tepeye doğru, düzgün satıhlı dört köşe taşlardan yapılmıştır. Oturma yerlerinin iki tarafına üstü kapalı bir geçitle çıkılan tiyatro, bugün çok iyi durumdadır. Güneybatıdaki geçidin iç duvarında Dionysus, Silenis ve bir Satir’e ait olduğu sanılan 16 mask vardır. Kuzeybatı girişine yakın bir mezarla, tiyatro girişi arasında 9 metre uzunluğunda ve 15 metre genişliğinde poligon bir duvar yer almaktadır.

Letoon kazılarında ortaya çıkarılan üç yanında Aramice, Grekçe ve Likçe yazılar bulunan bir kitabe Likya dilinin çözümlenmesi bakımından oldukça önemli bir belgedir. Kitabede Likya ve Karya satrabı Pixodares’in bir kararnamesi yazılıdır. Buluntuları MÖ 8.YY a kadar uzanan Letoon kenti MS 3. YY a kadar varlığını sürdürmüştür.

Kaş yolu üzerinde Fethiye’ye 69 km mesafede bulunan Letoon’a Fethiye-Kaş yönüne giden otobüslerden, Letoon kavşağında inilip yaklaşık 4 kilometre yürünerek ulaşılabilir. Ayrıca Fethiye eski Garajdan her 20 dakikada bir kalkan dolmuşlarla da ulaşılabilir.


 
 
Xanthos

Likya uygarlığının en büyük ve en önemli kenti olan Xanthos’un adı Likya tarihi ile bütünleşmiş gibidir. Fethiye-Kaş karayolu üstündeki Kınık köyünde yer alır.

Xanthos’un tarihteki ilk kaydı MÖ 540 yılları civarında Pers generali Harpagos’un Küçük Asya batısını işgalinde ortaya çıkmıştır. General, Karya’dan Xanthos vadisine yürümüş ve burada Likya’nın büyük direnişi ile karşılaşmıştır. Düşman ordusunun sayıca üstünlüğü karşısında kentte mahsur kalan halk karılarını, çocuklarını, esirlerini ve tüm mallarını Akropol’e toplayıp ateşe vererek tek kişi sağ kalmayana dek savaşı sürdürdüler. Savaş sırasında kent dışında kalan 80 kadar aile Xanthos kentini yeni baştan kurdular. Pers hakimiyetinden sonra Büyük İskender tarafından alınan Xanthos MÖ 309 da Ptolemy Hanedanının daha sonra da Suriye Kralı 3. Antiaochos’un eline geçer. Kentin kuzey kapısının bir yanında bulunan üzerinde “Kral Büyük Antiochos, kenti, Leto, Apollo ve Artemis’e adamıştır” yazılı bir kalıntıdan Xanthos’a zorla sahip olamayacağını anlayan Antiochos’un kent halkı ile anlaşma yolunu seçtiği anlaşılmaktadır.

Kısa bir süre Rodos Egemenliğinde yaşayan kent, MÖ 42'de Marcus Antonius ile giriştiği savaşta para ve asker toplamak üzere Likya ya gelen Brutus tarafından işgal edilir. Günlerce süren kıyasıya bir savaş sonunda daha fazla direnemeyeceklerini anlayan kent halkı, teslim olmak yerine tarihlerinde ikinci kez intihar ederek tüm kenti ateşe verirler.


Kent düştüğünde, elinde evini ateşe verdiği meşale, kucağında ölmüş bebeğinin cesedi olan bir kadının şehir merkezinde ipe asılı cesedini gören Brutus askerlerine canlı ele geçirecekleri her Xanthos’lu için büyük ödüller vaad eder ancak bu büyük felaketen sadece 150 Xanthos’lu sağ olarak ele geçirilir.

Likya İmparatorluğu'nun desteği ile yeniden toparlanan Xanthos, İmparatorluk döneminde Likya kentlerinin en ünlüsü olmayı sürdürür.Vespasian Kemeri, yeni bir tiyatro, agora gibi birçok yapının inşa edildiği Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan Xanthos 7.YY daki Arap akınlarıyla zayıflayarak önemini yitirmiştir. Xanthos’a girerken, sol tarafta Helelnistik döneme ait şehir kapısı ve bunun hemen üstünde İmparator Vespasianus kapısı yer almaktadır. Yolun sağındaki kalıntılar British Museum’a taşınmış olan ünlü Nereidler Anıtının podiumudur. Roma tiyatrosunun güney kısmında Likya Akropolu yer almaktadır. MÖ 5.YY da yapılmış olan akropol çokgen taşların işlenmesinden oluşan bir duvarla çevrelidir. Duvarın kuzey cephesi tümüyle Bizans dönemine ait olup, kuzey doğusunda 4 metre yüksekliğinde bir anıt mezar yükselir. Büyük bir manastır ve duvara yaslanmış bir kilise akropol çevresindeki diğer tarihi kalıntılardır. Tiyatronun batısında çok iyi korunmuş olan iki özgün Likya yapıtı vardır. Kuzeydeki ünlü Harpy Anıtının yüksekliği, mezar odası ve kapağı ile birlikte 5.5 metreyi bulmaktadır. Mezar ilk ortaya çıkarıldığında, kuzey ve güney cephesinde yer alan kuş kanatlı, kadın başlı figürlerin anıt mezara adını veren Harpy’ler olduğu sanılmışsa da daha sonra bunların ölülerin ruhlarını tanrılara taşıyan sirenler olduğu anlaşılmıştır.Harpy anıtının hemen güneyinde MÖ 3.YY da yapılmış yüksek bir kaide üzerine oturtulan Likya mezar anıtı yer almaktadır.Sütun mezar şeklindeki bu anıt yekpare olmayıp içerisini boş bırakacak şekilde üstüste konulmuş dilimlerden oluşmuştur. Biraz daha güneyde imparatorluğun ilk dönemlerinden kalma olduğu sanılan, mezar odası ile bir kule görünümündeki üçüncü bir mezar kalıntısı daha vardır. Bu anıtların kuzeyindeki Roma agorasının hemen arkasında Xanthos’un ünlü Dikilitaşı yer almaktadır. Bu sütun mezar niteliğindeki anıt dört yüzündeki yazıtlar nedeniyle oldukça önemli bir tarihi belgedir. 250'den fazla satırı ile Likya dilinin en önemli yazıtlarından birisidir.

Hellenistik ve Roma dönemlerinde kentin yerleşim merkezi olarak kullanılan agoranın, doğusundaki geniş alanda çok büyük bir Bizans bazilikasının temelleri aslan kabartmalarıyla süslü bir lahit kapağı bulunmaktadır.

Fethiye’den Xanthos’a seyahat acentalarının düzenlediği turlarla ve Fethiye-Kaş otobüsleriyle ulaşılabilir. Ayrıca Fethiye’den her 20 dakikada dolmuş vardır. Fethiye-Xanthos arasındaki mesafe 67 km'dir.


Xanthos kazılarında ele geçen bir tablette yazılanlar Xanthos kentinin ve kent halkının yüzyıllar boyunca zorba istilacılara ve haksız yağmalamalara karşı gösterdikleri başkaldırıları belki de en iyi anlatan sözler... Azra Erhat çevirisine göre yazılanlar şöyle:

Evlerimizi mezar yaptık

Mezarlarımızı ev

Yıkıldı evlerimiz

Yağmalandı mezarlarımız

Dağların doruğuna çıktık

Toprağın altına girdik

Suların altında kaldık

Gelip buldular bizi

Yakıp yıktılar

Yağmaladılar bizi

Biz ki analarımızın, kadınlarımızın

Ve ölülerimizin uğruna

Biz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna

Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları

Bir ateş bıraktık geride

Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan...

 
 
 
web tasarım Birdenbire